Friday, September 07, 2007

bir yaz daha bitti-sayılır- RUHİ'nin anısına

evet arkadaşlar bir yazı ile daha karşınızdayım biliyorum bu yazı-daha doğrusu herhangi bir yazı- uzun süredir bekleniyor-belki inanmayacaksınız ama gerçekten bekleyenler var- herneyse bu yazımızda bu yaz tatilinin bana öğrettikleri veya getirdikleri üzerinde yoğunlaşacağız bakalım elimize ne geçecek:)
--düğün sezonu bir açıldı pir açıldı düğünlere gidip gelmekten iflahım kesildi ki nefret ederim bir düğünde bulunmaktan. tabi bu düğünlerin bir de kına geceleri oldu hepsine gitmesem de bazılarında bulundum-bulunmak zorunda bırakıldım da diyebiliriz-herneyse sonuç olarak bu düğünlerin aşağıda bahsedebileceğim bi iki şey dışında sıkıntıdan başka bişey katmadıklarını söyleyebiliriz.
--dans konusunda tamamen yeteneksizim nerden anladığıma gelince yukarıda bahsedildiği üzre gittiğim bir kına gecesi esnasında şu anda sevgiyle yad ettiğim arkadaşlarım tarafından lavaboya gitmek üzere ayağa kalktığımda ellerim ve kollarımdan sıkıca tutularak bir halaya katılmam ve ancak bi kaç turdan sonra lavaboya gidebilmemle sonuçlanan tabi bu arada sağımdaki ve solundakilerin dengelerini,ritimlerini ve halayda gerekebilecek bilimum şeylerini bozdum ve bu da anlamama yetti de arttı.
--siyah boyanın üzerine kızıl boyanın ne kadar kaliteli olursa olsun tutmadığını anladım yalnız bu bana dipten üç beş santim kızıl gerisi simsiyah omuzlardan aşağı dökülen saçlara mal oldu.her ne kadar ilk başlarda nefret edip hemen ertesi gün kendimi kuaföre teslim etmek üzere eve kapatmış olsam da sonradan hoşuma gitmeye başladı hatta annemin de "tarz oldu aslında" onayı ile uzadıkça kızıla boyamaya böylece de alacalı saçlara sahip olmaya karar verdim.
--kulağıma bir delik daha eklemeye karar verdim ancak aynı annem bu defa kulağımda yer kalmadığı gerekçesiyle izin vermedi.oysaki ben yedincinin yerini ayarlamıştım bile:(
--saçlarımı neden ortadan ayırmamam gerektiğine dair bir gerekçe daha buldum.önceleri sadece hoşuma gitmemesiydi,yeni eklenen nedenim ise ozzy osbourne'a benzemiş olmam ki bu çok da hoşa gidebilecek bişey sayılmaz.
--yıllar önce hunharca bi cinayete gittiğini bildiğim kaplumbağam RUHİ'nin cinayeti üzerindeki sır perdesi aralandı.olay flashbacklerle anlatılırsa şöyle oldu:
"uzak tutulamaz,karşı konulamaz,kaçılamaz,saklanılamaz,laf geçirilemez ve maalesef kurtulunamaz olan şımarık komşu veledi makdülü görür ve kendisinin muazzam şirinliğine kalbi olan her canlı gibi dayanamayıp onu eve götürüp biraz da kendi doğal ve vahşi ortamında sevmek ister.böylece kimse yanına yaklaşamayacak ve hain emellerine ulaşabilecektir ve hepsinden önemlisi anne gloomysunday'in gözetiminden kurtulacağı için kendisini durduracak kimse kalamayacaktır.anne gloomysunday vicdanı ve bu küçük ağız ishalli veletciğin ona bir zarar veremeyeceğini daha doğrusu vermek için bi nedeni olmadığını düşünerek bir iki gün kalmasına izin verir ki tüm bu olaylar esnasında ben lisede okumakta ve bi iki günlüğüne yatılı olarak okulda kalmakta dolayısıyla da bu vahşete engel olamamaktaydım. aradan günler geçer ama RUHİ geri dönmez,dönemez.komşu veledinin çok sevdiği için biraz uzun tutulduğu söylenir yemeğinin de verildiği ayrıca iletilir.tüm bunlara inanan ben bi akşam kapının her zamankinden daha acı öten kuşlarının sesiyle kapıyı açarım ve karşımda kodadı ağızishali olan çocuğun annesini elinde bi akvaryum ve içinde de iki kertenkele bozması RUHİ'nin minicik kuyruğunun aksine koca kuyruklu,upuzun boyunlu yerinde duramayan iki canavar getirmiştir.gözlerim boş bakmaya başlar çünkü karşımda benim depresif,burnunun ucu hava baloncuklu,uykucu,tembel RUHİ'm yerine onun yanından bile geçemeyecek bu iki canavar durmaktadır.acı gerçek açıklanır:RUHİ ölmüştür.gerekçe olarak da zaten hasta olduğu gösterilir.ve yerine bu iki canavar teklif edilir zaten bu kadar geç gelmesinin sebebi de bu iki canavarın getirtilmesini beklemeleridir.RUHİ aslında günler önce ölmüştür.asla kabul edemeyeceğim bu teklifi reddedip aslında RUHİ'ye bakmak istemediğim yalanıyla beraber canavarlardan kurtulunur ve ertesi gün okulda korkunç olay bilindiği kadarıyla doğum günümde hediye etmiş olan arkadaşlarıma anlatılır,beraber bir kaç günlük yas ilan edilir ama aklımdaki şüphe asla gitmez."
benim düşüncem akvaryumun kırılması sonucu RUHİ'nin öldüğü iken gerçek bu yaz ablasının ağzından kaçırması ki bence bu vicdanın çığlığıydı bilinçaltından yükselen ortaya çıktı meğer ağızishali kodadlı velet kabuğunu kırmış.her ne kadar sebebi bulunamadıysa da benim teorim kendisinden daha sevimli bir varlığa dayanamayarak bir kıskançlık krizi esnasında RUHİ'yi yok etmek istemesidir.bu acıklı olayın en vurucu yanı ise RUHİ'nin çöpe atılmış olmasıdır ki acısı hala içimde saklı:((((((ama olay dosya kapanmadı gerçekler araştırılmaya devam edilecektir.

--tüm bunlara ek olarak şu an ismini hatırlayamadığım bir kitap bitirdim.

yazı başlarken the cure-apart çalmaktaydı yazı bitti ve bu şarkı bilmem kaçıncı tekrarını yaparak hala çalmaya devam etmektedir.bilmeyenler için bu şarkı bir ayrılık şarkısı olup sevgili robert smith'in sesinin daha da hüzünlenmesiyle insanda hönküre hönküre ya da sessiz sedasız ağlama hissi yaratmaktadır ancak duygusallaşacak zamanda değilim RUHİ'ye rağmen:(

not:bu yazıda tüm RUHİ'ler kasıtlı olarak büyük yazılmış olup aziz hatırasına ihanet etmemek için böyle yazılmıştır.dikkatli gözlerden kaçmayacağı gibi tek büyük harflerde bu saygıdeğer ismin içindedir.okuyanlardan ricamız ise kendilerinin de onu her zaman derin ve içten saygı,sevgiyle anmaları ve sualtındaki burnu hava kabarcıklı görüntüsünü her daim yad etmeleridir.yazı uzun oldu kusura bakmayınız.

not2:bu yazı yazılırken hatırlanamayan şeyler daha sonra eklenecektir.takipte kalınız.

1 yorum bırakıldı:

Gorkem said...

gözüm yoruldu..çok renkli bir yazı olmuş:((