Thursday, November 06, 2008

oturup bir güneş gibi batmayı bekleme. yürekli insanlar bir şeyi o şey onları bırakmadan bırakırlar. bilge insanlar her sonucu bir zafere dönüştürürler.

sözün doğruluğunu tartışacak değilim benim için önemli olan şu aralar beni ne kadar ifade ettiği. yine saçma sapan, uzayıp giden sorunlarımla karşınızdayım. "yürekli miyim, değil miyim" sorusunun cevabını aramaktayım an itibariyle. şu saatte yapacak daha iyi bir işim yokmuş gibi.
sorumluluk almak çok zor. en azından ben zorlanıyorum. hala saf bir çocuk olduğumdan mıdır nedir herşeyin istediğim, planladığım gibi olmasını bekliyorum. ve tabiki çok şaşırtıcı(!) bir biçimde herşey çok daha farklı gelişiyor. hayal ettiğimden ya da umduğumdan en uzak biçimde hem de. sonlandırmak için uğraşıyorum yine. kolaya kaçmaya çalıştım tabi her zamanki gibi. malumunuz oyun oynamayı da pek severim. yine başlama hakkımı devrettim. başkalarının ellerine bıraktım oyunun kaderini. ama işte yine dönüp dolaşıp geldi bana sonlandırma vazifesi. yine altında ezilsem de beceremeyeceğimi düşünsem de görevlendirildim bu vazifeyi gerçekleştirmek üzere. mecburi bir sorumluluğu yerine getirmek üzere şimdi de cesaretimi ve kararlılığımı sınıyorum. ve evet herşey pahasına veya değil bu oyunu da oynamayı bırakıyorum.

kısmetse yakında daha huzurlu bir blog yazarınız olacak. her zamanki gibi bana şans dilemeyi unutmayın. bildiğiniz gibi ve hatta sandığınızdan da çok şansa ihtiyacım var.


unutmadan kasımda hiç bişey başka değilmiş. kasımda sadece biten şeyler, yaprak dökümü varmış. en azından benim için bu hep böyle.