Friday, August 03, 2007

iki deli periye:))biri büyük biri küçük:))))

bir uçuruma düşmesiyle başladı herşey.bitmiyordu bir türlü düşüşü.tam dibi gördüm derken yeni başlamış gibi düşmeye devam ediyordu.düşerken nelere rastlamamıştı ki.ama şimdi çığlıklar duyuyordu.çığlıklar,çığlıklar....kime aitlerdi peki??kendisine ait değillerdi orası kesin."O" yapmazdı.bu durum bile onu korkutamazdı.sadece merak vardı içinde sonunda onu neyin beklediğine dair.ama çığlıklar kimindi???düşen "O" idi ama onun yerine bunu bu kadar önemseyen kimdi peki??umurunda olmadan devam etti düşmeye ama bu defa kolları açıktı eskisi gibi savunmasız cenin misali kıvrılıp bükülmemişti.kollarını açtı toprağı kucaklayacaktı.toprak bekliyordu "O"nu.dibe vuracaksa bile bu kendi isteğiyle olmuş gibi yüzünde delice bir gülümsemeyle olmalıydı.madem elinde değildi hiç birşey "O" da o zaman öyleymiş gibi davranabilirdi sanki tüm kontrol ondaymış gibi.çığlıklar devam ediyor.ama kim????kim bağırıyor "O"nun için???merak var hala ama bu kez yeni bir nedenle beraber geldi.kim bağırıp ağlıyor ki "O"nun için???eşlik mi etse??ama olmaz ki kendine verdiği sözü tutamadan dürüstlüğünü nasıl ispatlayacak???zavallı bir "küçük" olmamak lazım şu ana kadar gördükleri bunu ispatlıyordu hayatta böyle olmaması gerektiğini.ne anlamı vardı o zaman yolda gördüklerinin?düşünmemek lazım dedi içinden.zaten içinden konuşurdu çoğunlukla dışardaki kimse duymadığı için.duyan yoktu ve keşke o da duymasaydı kimseyi.özellikle de şu çığlıkları..nerden geliyor bu ses???adını mı haykırdılar az önce???haykırmak değil bu çağırır gibiler.ama nerden geliyor bu ses kime ait??yere bakıyordu ve hala göremiyordu nereye düştüğünü.yakınlaştığında anlayacaktı ama kendini bekleyeni.gülümsedi her zamanki gibi aslında gülmediği halde.gözleri donuktu hala boş bakıyordu boşluğa.gülmek bile ısıtamazdı bakışlarını ve bakışları her zaman anlamsızdı.kızgınlığında da sevincinde de değişmezdi.üzüntü ise aptallaştırırdı ve yine aynı aptallık üstündeydi.kim itmişti onu??kendi atlamadı ya kimdi peki iten??bir de şu çığlıklar olmasa...kolları hala açık düşerken.binbir çiziği ve yarasıyla iki kuru dal gibi saplanmış yanına.gözleri boş hala,anlamsız üstelik.bir de kanlı.yarı kapalı gözlerinden yaşlar akıyor kara kara,kalbi gibi.iyi de çığlıklar kimin???tanıdık mı bu sesler??kim ağıt yakar ki arkasından??yaklaştım galiba dedi bıkmıştı artık bari eşlik edecek birileri olsaydı olmaz mıydı??yalnız çekilmez bu yolculuk başını şişirecek birileri lazım.birşeyler yaklaşıyprdu orası kesin ama bu son değildi.iki peri geldi çığlık çığlığa.biri küçük biri büyük.kuru kollarından tuttular.kurtulduğunu sandı ve korktu düşmek sıkıcı da olsa kurtarılmamalıydı.korkma dediler kurtarmak değil düşüşün yavaş olsun istedik.iki peri kolunda biri küçük biri büyük çığlık çığlığa düşmeye başladılar.yüzlerinde gülümse,gözlerinde kara gözyaşları,boş bakışlarıyla yavaş yavai düşüyorlar hala.biri büyük diğeri küçük iki peri taaa uzaklardan koşup yetiştiler yanına canı sıkılmasın diye.şimdi üçü yanyana "O" ve biri büyük biri küçük iki deli peri :)))))